Manifesto

Hiçbir canlı ve cansız varlığa kendi doğasıyla ahenkle dans edebilme ve içindeki güzelliği çevresiyle paylaşma imkânı verilmiyor. Kendi doğasından uzak olan her şey, kendini tahrip etmeye ve kendi özünde barındırdığı güzellik yerine çürümüşlüğünün verdiği bozulmayı çevresine yaymak zorunda bırakıyor.  Bu çürümüşlüğü sosyal hayatlarımızda adaletsizliklerde, yozlaşmalarda görüyoruz. Doğada ise bu çürümüşlüğü yaşamsal alanlarımıza verilen, geri dönülmeyecek tahribatlarda yaşıyoruz. İnsanlığın var olma amacı sanki, gelecek nesillerin hayatlarını bugünden yaşama haklarını öldürme maratonu haline getirildi.

Açgözlülük ve servet hırsı; dağları parçaladı, doğayı yok etti, sorumluluğunu yerine getirmeyen yetkili kurum ve kuruluşlar eliyle milyonlarca insanın ölümüne ve çocukların geleceğinin çalınmasına sebep oldu. İnsanın en temel ihtiyacı olan güvenli barınma hakkını, kişisel çıkarları uğruna; yıllarca binbir emekle kazandığımız paralarla, bize ve toplumsal geleceğimize mezar olacak yapılar haline getirmeye karar verdiler. Çaldıkları geleceğimiz, hayatlarımız, dostlarımız, sevdiklerimiz…. Aslında bugün yaşadıklarımız; insan türünün ve doğanın birlikte var olma ihtimalini, para uğruna açgözlülükle yok etmeye kalkışmalarının sonuçlarıdır. Bunları yapan kişilerden-kurumlardan, buna hizmet eden veya edecek olan kişilerden artık bir çözüm üretebileceğine inancımız ve beklentimiz yok. Çünkü biliyoruz ki bekleyecek zamanımız yok. 

Biz, evrendeki her varlığın güvenli bir yaşam ve sağlıklı barınma hakkı olduğuna inanıyoruz. İnsanların bu alanlarda kendilerini güvenle ve sağlıkla ifade edebilmeleri gerektiğini savunuyoruz. Bu var olma halinin insanların üzerindeki çoğu yaşamsal kaygıyı ortadan kaldırıp, kendi doğasında taşıdığı tüm güzellikleri çevresiyle ve toplumumuzla paylaşabileceğine, yaşamın değerini insan ve doğa ekseninde ahenkle ortaya koyacağına inanıyoruz. Biz, tüm hayatların sorumluluğunu, severek kucaklayıp, işin hakkını verecek, gereğini yapacak, her durum ve koşulda adalet gözlüğünü kalbinden çıkarmayacak kişilerle yol yürümek istiyor ve bu inançtaki insanların var olabilmeleri için barınma ihtiyaçlarını çözmek istiyoruz. 

Haydi gel,

Eğer sen de kendi özündeki güzellikleri sevgi diliyle, adilce, paylaşarak ve dayanışarak yaşamanın bir gereklilik olduğuna inanıyorsan; yapılan her işin hakkıyla, emeğiyle ve özverisiyle ortaya konması gerektiğini düşünüyorsan…
Eğer doğayla ve kendi doğanla uyum içinde, güven ve huzurla yaşama hakkın olduğuna inanıyorsan; içindeki iyiliği, güzelliği çevrenle ve toplumla paylaşabileceğin, gerçekten “Evim” diyebileceğin bir alana ihtiyaç duyuyorsan…
Eğer yaşamın, evrenin doğasında taşıdığı güzelliği, çeşitliliği, deneyimi ve bereketiyle birlikte paylaşılması gerektiğini savunuyorsan…
Ve eğer insanların bencilliklerine, açgözlülüklerine, doğaya verdikleri zararlara; her varlığı ortadan kaldırmaya çalışan bu karanlığa karşı yalnız olmadığını hissediyorsan…

Bil ki biz de aynı kaygıları taşıyoruz. Bu yüzden, varoluşunu güvenle ortaya koyabileceğin, doğayla uyumlu, huzurlu yaşam alanları tasarlıyoruz. Bu alanları sizlere; işin hakkını vererek, emeğe ve sorumluluğa sadık kalarak, samimiyetle ve özveriyle sunuyoruz.

Biz, “yaşatan mekânlar” inşa etmeye inanıyoruz. Çünkü bu topraklarda sadece nefes alacağımız evlere değil; nefesi çoğaltan, insanı iyileştiren, doğayı incitmeyen yuvalara ihtiyaç var.

Kendi özümüzde taşıdığımız sade ve gerçek ihtiyaçlardan yola çıkarak; yaşayan, yaşatan ve hayata alan açan bu yaşam biçimini sizinle paylaşmak istiyoruz.

Gel, geleceğin yaşamını birlikte uzatalım.