İnsanlık tarihine baktığımızda ev, hiçbir zaman yalnızca bir yapı olmadı.
Bir mağara, bir kulübe, bir avlu… Hepsi insanın doğayla kurduğu ilişkinin bir yansımasıydı.
Bugün ise evler çoğu zaman yalnızca metrekareye, konuma ve görünüme indirgeniyor.
Peki gerçekten bir evde yaşıyor muyuz,
yoksa sadece barınıyor muyuz?
Barınmak, insanın en temel ihtiyaçlarından biridir.
Yağmurdan korunmak, soğuktan uzak kalmak, güvenli bir alanda uyumak…
Bu ihtiyaçlar insanlık kadar eskidir.
Ancak barınmak yalnızca fiziksel bir durumdur.
Bir çatının altında olmak, bir yapının içinde bulunmak…
Bu, yaşamak değildir.
Yaşamak ise çok daha derin bir kavramdır.
Bir evde yaşamak;
kendini güvende hissetmek,
huzur bulmak,
doğayla bağ kurabilmek
ve yaşamın akışını sürdürebilmektir.
Çevresel psikoloji alanındaki çalışmalar, insanların yaşadıkları mekânların ruh halleri ve davranışları üzerinde doğrudan etkili olduğunu göstermektedir (Kaplan & Kaplan, 1989).
Doğal ışık alan, doğayla temas eden ve insan ölçeğinde tasarlanmış mekânlar; bireylerin stres seviyesini azaltırken yaşam kalitesini artırır (Ulrich, 1984).
Bu nedenle bir evin değeri yalnızca fiziksel özellikleriyle ölçülemez.
O evin insan üzerinde bıraktığı etkiyle ölçülür.
Modern şehirler hızla büyürken, ev kavramı da değişti.
Daha fazla yapı, daha az doğa.
Daha fazla beton, daha az denge.
Bu dönüşüm, insanın doğayla olan bağını zayıflattı.
Oysa araştırmalar, doğayla bağlantılı yaşam alanlarının insanların zihinsel sağlığı üzerinde önemli etkileri olduğunu ortaya koymaktadır (Kellert, 2008).
İnsan doğadan uzaklaştıkça yalnızca çevresini değil,
kendi iç dengesini de kaybeder.
Bir ev yalnızca duvarlardan oluşmaz.
Ev;
bir çocuğun büyüdüğü,
bir ailenin hayat kurduğu,
bir insanın kendini güvende hissettiği yerdir.
Bu nedenle mimarlık yalnızca yapı üretmez.
Yaşam üretir.
Tuyav İnşaat olarak biz ev kavramına bu perspektiften bakıyoruz.
Bizim için bir yapı inşa etmek, yalnızca teknik bir süreç değildir.
İnsanın doğayla, kendisiyle ve çevresiyle kurduğu ilişkiyi tasarlamaktır.
Bu nedenle projelerimizi tasarlarken yalnızca dayanıklılığı değil;
insanın o mekânda nasıl yaşayacağını da düşünürüz.
Çünkü biliyoruz ki:
Bir evde sadece barınılabilir.
Ama doğru bir evde gerçekten yaşanır.
Eğer bir evde yalnızca barınmak değil, gerçekten yaşamak istiyorsanız;
seçtiğiniz yapının yalnızca fiziksel değil, yaşam kalitenizi de desteklemesi gerekir.
Tuyav İnşaat olarak biz, doğanın özüyle uyumlu ve güvenli yaşam alanları inşa ediyoruz.
Bugün kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:
Yaşadığımız yer gerçekten bir “ev” mi?
Yoksa sadece bir “yapı” mı?
Bu sorunun cevabı, yaşam kalitemizi belirler.
Kaplan, R., & Kaplan, S. (1989). The Experience of Nature: A Psychological Perspective.
Ulrich, R. (1984). View through a window may influence recovery from surgery. Science.
Kellert, S. (2008). Biophilic Design: The Theory, Science and Practice.