Bazen bir kapıyı kapattığımızda rahatlarız.
Bazen tanıdık bir mekâna girdiğimizde içimiz yumuşar.
Ve bazen, hiçbir şey olmamasına rağmen huzursuz hissederiz.
Bu farkın adı çoğu zaman görünmezdir:
güven.
Bu yazıyı hazırlarken kendimize şu soruyu sorduk:
İnsan neden güvende hissetmek ister?
Projelerimizi incelerken şunu fark ettik:
İnsanlar bir evi anlatırken teknik detaylardan çok,
“içim ısındı” ya da “rahat hissettim” gibi ifadeler kullanıyor.
Ama bazı mekânlar için:
“Güzel ama bir şey eksik” diyorlar.
İşte o eksik olan şey çoğu zaman güven hissi.
Bu gözlem, bizi bu konuyu bilimsel olarak da araştırmaya yöneltti.
Psikoloji literatüründe güvenlik ihtiyacı, insanın temel ihtiyaçları arasında yer alır.
İnsan, kendini güvende hissetmediğinde ne huzur bulabilir ne de üretken olabilir.
Bu durum, insan ihtiyaçlarını hiyerarşik olarak ele alan çalışmalarla da desteklenmektedir (Maslow, 1943).
Güven bu nedenle yalnızca fiziksel korunma değil;
psikolojik bir denge halidir.
İnsan ile mekân arasındaki ilişki düşündüğümüzden daha derindir.
Mimarlık yalnızca fiziksel bir çevre oluşturmaz;
aynı zamanda insanın o çevreyi nasıl deneyimlediğini de belirler.
Mekânın beden ve zihin üzerindeki etkisini ele alan çalışmalar,
mimarlığın insan deneyimini şekillendirdiğini göstermektedir (Mallgrave, 2015).
Bu nedenle bir ev:
Doğayla kurulan ilişki, güven duygusunu doğrudan etkiler.
Kentsel yeşil alanlar üzerine yapılan araştırmalar,
insanların doğayla temas ettiklerinde daha dengeli ve huzurlu hissettiklerini ortaya koymaktadır (Noe & Stolte, 2023).
Bu nedenle doğadan kopuk yaşam alanları,
insanın içsel güven duygusunu zayıflatabilir.
Yaşanılan çevre ile zihinsel sağlık arasında güçlü bir ilişki vardır.
Konut koşulları ve yaşam çevresi, bireylerin psikolojik durumlarını doğrudan etkileyebilir (Arundel et al., 2022).
Yani bir ev yalnızca fiziksel bir alan değil;
psikolojik bir ortamdır.
İnsan için “ev”, sadece bir barınak değil;
bir varoluş alanıdır.
Bu yaklaşım, mekânın insanın iyi olma hali üzerindeki etkisini açıklayan çalışmalarla da desteklenmektedir (Todres & Galvin, 2010).
Bir evde yaşamak;
orada sadece bulunmak değil,
orada iyi hissetmektir.
Tuyav İnşaat olarak biz güveni yalnızca mühendislik hesaplarıyla tanımlamıyoruz.
Bizim için güven;
ile birlikte anlam kazanır.
Bu nedenle tasarladığımız her projede kendimize şu soruyu sorarız:
“Bu mekân insana iyi gelecek mi?”
Çünkü biliyoruz ki:
Güvenli bir yapı inşa edilebilir.
Ama güvenli bir yaşam, ancak doğru tasarlanır.
İnsan neden güvende hissetmek ister?
Çünkü güven, yaşamın temelidir.
Güven yoksa huzur yoktur.
Huzur yoksa yaşam eksiktir.
Ve belki de bu yüzden asıl soru şudur:
“Bir ev sizi sadece koruyor mu,
yoksa gerçekten size iyi geliyor mu?”
Maslow, A. H. (1943). A theory of human motivation. Psychological Review, 50(4), 370–396.
Mallgrave, H. F. (2015). Embodiment and enculturation: The future of architectural design. Frontiers in Psychology, 6, 1398. https://doi.org/10.3389/fpsyg.2015.01398
Noe, E. E., & Stolte, O. (2023). Dwelling in the city: A qualitative exploration of the human–nature relationship in three types of urban greenspace. Landscape and Urban Planning, 230, 104633. https://doi.org/10.1016/j.landurbplan.2022.104633
Arundel, R., Li, A., Baker, E., & Bentley, R. (2022). Housing unaffordability and mental health: Dynamics across age and tenure. Housing Policy Debate, 32(1), 44–74. https://doi.org/10.1080/19491247.2022.2106541
Todres, L., & Galvin, K. (2010). Dwelling-mobility: An existential theory of well-being. International Journal of Qualitative Studies on Health and Well-being, 5(3). https://doi.org/10.3402/qhw.v5i3.5444